7/11/2009 - susmalarımı biriktirerek ve hayatı maviye boyayarak,gidiyorum!!
***üzerime*** ***bir veda düştü*** ***ve altında ezildim*** ***gidiyorum*** Bu gece; kırgın düşlerimden uzak, yılgın yüreğimi teselli ediyorum. Bir mum ışığı, bir sigara dumanı, bir de kalemim eşlik ediyor yalnız ruhuma… Ve ardından iç çekişlerim oluyor amansız ve gidişlerim oluyor zamansız. Gözyaşlarım akarken yanağımdan sessizce, ben onları bile sevmiştim... Gözyaşlarımı sevmiştim... Kimseye dair mektuplarım yok. Kendimle çelişiyorum bu gece ve hayatla… Hayatımla… Ay karanlık bu gece. Nefessiz kalmış yıldızlar ve dermanı yok bulutların. Herşey sessiz; sokak lambaları dinliyor içimdeki dingin sessizliği... "Öpeyim ve geçsin." dedi hayat. Öptü ama geçmedi...
Gitmeyi giyindim bu gece, aynaya baktım hüzün kokuyor; yakıştı mı? Yakışması lazım ve ardından içime sancılar tesir ediyor. D-üşüyor ve düştükçe parçalanıyor hayat. Yeni bir hayat kuruyorum her defasında kendimsiz. Yolları labirent, sokakların adı özlem... Hayat geveze, ben ise sus. Ellerimle sakladığım düşlerimi parçaladım kırık dökük. Kelimelerime yüklenen hal, halsizdi aslında. Yüzüm saklarken hüznü, kelimelerim bunu başarabilir miydi? Tüm korkularımı acemi cesaretime sırtlayıp yürüdüm çakıl taşını adımlayarak. Bazen düştüm, bazen kırıldım, kimi zamansa küfürler savurdum deli inadıma…
Bu kadar susmayı ve hayatı maviye boyamayı nerden öğrenmiştim? Gerçekleri kendimden bile saklamayı kim öğretmişti? Kaç kez yutmuştum ömrümün sessiz çığlıklarını? Tüm acıların ve yaşananların parmak izini kendimde aramamalıydım. Tüm iklimlere el sallayan ben olmamalıydım. Avuçlarımda tuttuğum adresler yanlıştı doğru yol sandığım... Saydığım... Bilinmesi gereken herşey susarak dillenirmiş meğer. Her aynaya baktığımda kendimi görmekten acizim. Kendime bile uzağım; bir o kadar da hayattan uzak... Hücrelerimde yatan yaraları tüküremiyorum ve ardından ezip geçemiyorum geçmişi. Aslında arkama bakmasam, benimle gelmeye cesareti olmazdı değil mi? Sessizce çekip giderken, içime gömdüğüm gözyaşlarımı sezemeyecek hiç kimse. Gittiğim, ya da gideceğim yer uzak değildi. Kime sorulsa tarifi mümkündü sokaklarımın. Pusulası olan şehirler ve içimin sessiz türküsü. Kimini mutlu kıldım, kimini kırdım, kimini deli divane ettim. Her yara kabuk bağladı ve ardından kimsenin yarasını deşmedim, kanatmadım. Hep aynı kelimeler arasında kendime yer açtım ve aynı noktada durdum, aynı eksenim etrafında döndüm döndüm, yoruldum. Ne acıymış adım atamamak! Ne ileri, ne geri… Biliyordu(m) ve acıyordu yüreğim ve ardından "Biliyorsun; peki niçin acıyorsun" diye çıkışıyordum yüreğime. Hiç bir yaşanmışlığı birbirine yamayıp gitmiyorum ve hep hatırlanacak güzel bir gülümseme bırakıyorum. Susmalarımı biriktirerek ve hayatı maviye boyayarak gidiyorum. HAYAT! Mutlu olabilirsin! İnandım imkânsızlığına...